Skip to content Skip to footer

Aile İçi Şiddete Karşı
Kadın Dayanışması

Yağmur ormanlarının kirli sularında açan Lotus çiçeği ruhsallığı, maneviyatı ve temizliği simgeleyen çiçeklerin başında gelmektedir. Lotus çiçeğini özel kılan bir detay çiçeğin yetiştiği bölgedir. Bilhassa bataklık, çamurlu arazi gibi alanlarda yetişen lotus çiçeği, yetiştiği kirli ortama rağmen temiz kalabilmektedir. Üzerine konan tek bir toz zerresini bile temizleyebilen lotus çiçeği, bembeyaz bir güzellik ile karşısına çıkanları selamlamaktadır. Lotus çiçeğinin diğer bir özelliği ise geceleri yapraklarını kapatıp, gündüzleri yapraklarını açıyor olmasıdır. Böylece lotus çiçeği her gün yeniden aynı güzelliğini koruyarak doğmaktadır.

Bir iyilik hareketi olan Lotus, aile içi şiddete karşı yardım eden, yardım etmek isteyen, yardım arayan ya da sesini duyurmak isteyen herkese destek olacak tüm girişimleri ve destekleri bulabileceğiniz bir veri tabanıdır. Aile içi şiddetin bulanık ortamında dahi güzel kalmayı başarabilen herkese yol göstermeyi ve destek olmak isteyen herkese de bilgi vermeyi hedefleyen web sitesi / uygulama, bu konuda hazırlanmış tek sistematik bilgi bankası ve veri tabanıdır.

Yönetim Kurulunda Kadın Derneği üyesi kadınların hemcinslerine destek olmak ve şirketlerin bu konuda daha fazla girişimde bulunmasını desteklemek için tamamen gönüllü olarak başlattığı bu girişimin aynı Lotus çiçeği gibi güzellikleri korumasına yol açmasını diliyoruz.

Salgında Kadın Olmak

Covid-19 Salgınının ve Kamusal Alan Kısıtlamalarının 
Kadınlar Üzerindeki Etkileri

Sabancı Vakfı, Teknosa ve TKDF’den Kadınlara Teknoloji Desteği!

Sabancı Holding iştiraklerinden Teknosa, Sabancı Vakfı ve Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) iş birliğiyle şiddet gören ve teknolojiye erişimi kısıtlı kadınlar için yepyeni bir toplumsal dayanışma hareketi başlatıyor.

Yörük Kadını yaşlanıp iyice deneyim kazanınca adı, ünvanı artık ‘Kezbence’ olur. O, artık oymağının bilge kişisi, akıl danışılanıdır…Öte yandan göçebe yörüklüğünün kadınlarına tanıdığı bir yüce hak da ‘mor cepken’dir…Erkeklerin ise korkulu rüyasıdır. Mor cepken, Karacaoğlan türkülerinde geçer. Günümüzde Ege, Muğla, Antalya ve Toros yörüklüğünde yaşlı kadınlar tarafından hâlâ bilinir. Yörük kızlarının çeyiz bohçasına önce ‘mor cepken’ konulur. Kenarları sarı simgelerle işlenmiş, yelek biçiminde, mor renkli bir giysidir bu… Yörük kızları, bin yıllar süren bir gelenek eşliğinde istedikleriyle, yani sevip seçtikleri erkekle evlenirlerdi. Başlık parası gibi dayatma da göçebe Yörük kültüründe yoktu.Ve mor cepken, evlilikte yeri-zamanı geldiğinde, darda kalan yörük kadınının erkeğine karşı kullandığı bir haktı. Boşanma özgürlüğünün simgesiydi. Evli yörük kadını, ihanete uğrayınca ya da kocası tarafından aşağılanıp dövülünce, bir şekilde mor cepken giyip herkesin görebileceği bir yere otururdu. Bu ‘Ben bu herifi boşadım’ demekti. O zaman akan sular durur, herkes işini gücünü bırakırdı. Masal anaları ile doğum ebeleri mor cepken giyen kadının çevresinde toplanırdı. Boşadığı kocası ise evinden dışarı çıkamazdı, kahveye gidemezdi, kimse de onun yüzüne bakmazdı. Eğer büyük bir ödün verip de karısına mor cepkenini çıkarttıramazsa ömür boyu dul kalırdı. Kimse ona dul-şaşı kızını bile vermezdi. Yörük deyimiyle ‘Körocak’ olarak kalırdı.

Rivayete göre 19’uncu yılın sonlarında Nazilli’de dağa çıkarak kadın hakları için savaşan ‘Gizemli Kadın Efe’ de mor cepkenlilerden biridir. Mor cepken Ege efelerinin de giydiği bir giysidir. Buralarda efelik kadın-erkek işi değil yürek işidir. Kybele’den, Artemis’ten, Tahtacı Yörüklerinden bu yana, esasen Anadolu’nun bir ucundan diğer ucuna kadın baştacıdır.” Aydın’da ilk Kuvayı Milliye müfrezesini kuran ve Kurtuluş Savaşı’nda, milis kuvvetleriyle, kızanlarıyla ilk defa düzenli orduya katılan, diğer efe ve zeybeklerin Milli Mücadele’ye katılmasına öncülük eden dolayısıyla Aydın’ın kurtarılışında büyük rolü olan Yörük Ali Efe’yi, üç yıldır dağlarda gezmekten vazgeçirten Baltaköylü Arşın Teyze’nin “Aydın’da cami minaresinde asılı bulunan mavi bayrak orada dalgalandıktan sonra “Sen efe olsan ne yazar, olmasan ne yazar.” sözleridir. Yine bir akşamüzeri karşılarına köy kızlarının başörtüleri parçalanmış, saçları yolunmuş, üstleri başları toprak ve kan içinde çıkmaları, içlerinden birinin yırtık başörtüsünü efelerin yüzüne fırlatarak “Alın bunları örtünün, verin tüfekleri, kamaları bize. Kızlarımızın ırzını bundan sonra biz koruyacağız” sözleri Yörük Ali Efe’yi Milli Mücadele’ye sevk eder. Kadınların bu feryatları, efeleri işgalcilere karşı harekete geçirir. Dağlarından yağ, ovalarından bal akan, efeler diyarı Aydın Eli’nin ölüm-kalım mücadelesinde erkeğinin yanında yer alan Türk kadınlarından bir kısmı çetelere katılırken, bir kısmı birliklere komuta eder ve kendilerine birtakım rütbeler verilir. Bu çalışmayla karşılık beklemeden, vatana ruhlarını adayan kadınlarımızdan Aydın’ın ve Aydınlı kadın efelerin yazdıkları tarihe yer vererek ölümsüzleştirilmesi amaçlanmıştır.

Aydın’ın işgali sonrası Aydın’lı insanlar Ermez Köy ve Baltaköy civarına göç eder. Aydın’ın güneyindeki Telsiz Tepe yamaçlarında patlayan silah sesleri çevre köylüleri ürkütür. Bunlardan Baltaköylü Arşın Teyze köyün yamacındaki ağaç dibine Baltaköylü kadınları toplar ve: “Büyük Harpte, Çanakkale’de, Galiçya’da, Irak’ta, Kafkasya’da, Filistin’de savaşarak canlarını feda eden evlatlarımız, kardeşlerimiz, kocalarımız, babalarımız değil mi? O yıllardan beri rahat yüzü gördük mü? Kimimizin babası, amcası kimimizin de kocası oralarda kalmadı mı? Şimdi de Aydın ovasında savaşanları görüyorsunuz. Kurşun seslerinden kulaklarımız sağır olacak, güneşin sıcağında, rüzgarın tozunda savaşanlar bizim evlatlarımız değil mi? Biz de gidelim yanlarına. Onlarla birlikte savaşalım. Yanlarımıza hazırladıklarımızı alalım. Efelerimizi yedirelim, içirelim. Gerekirse bu topraklar için can verelim, şehit olalım. Analar, kardeşler, bacılar, kızlarımız öyle değil mi? Gün, bugündür.” der. Baltaköylü kadınlar Arşın Teyze’nin konuşmasından duygulanır, coşkuyla hazırlıklara başlar. Baltaköylü kadınların kimisinin omzunda içi su dolu toprak testi ve elinde tenekeden yapılmış su tası, kimisinin elinde içi ayran dolu güğüm, sacda pişirilmiş bazlamalar ve pişirilmiş yumurtalar vardır. Toprak siperlerden düşmana kurşun sıkan evlatlarının, kardeşlerinin, babalarının yanına hızlı adımlarla, ölüme koşarcasına giderler. Esir yaşamaktansa ölmeyi düşünen kadınlar…Başka hiçbir ülkenin kadınında görülmeyecek cesaretle ateş hattına giren Baltaköylü kadınlar, kızlar yeniden Baltaköy’e dönemeden, Aydın’ın kurtuluşunu göremeden efeleri, askerleri ile birlikte Aydın Ovası’nda vatanları için şehit olmuşlardır.

Aziziye savunmasına katılan, Rus işgaline karşı Erzurum’daki halk direnişinin simgesi hâline gelmiş Türk kadın kahraman. Rus askerlerin 8 Kasım 1877 gecesi Aziziye Tabyası’nı ele geçirdiği haberinin Erzurum’da sabah ezanında minarelerden duyurulması üzerine Osmanlı askerine yardım için taş ve sopalarla mücadeleye giren şehir halkına katılmış ve gösterdiği yararlılıklar sonucu efsaneleşmiştir.

1955’te Türk Kadınlar Birliği tarafından Yılın Annesi seçilen Nene Hatun, Türkiye’de “Yılın Annesi” unvanı verilmiş ilk kadındır. Ayrıca Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından verilmiş olan “3. Ordunun Nenesi” unvanını taşır.

Türkiye Cumhuriyeti‘nin ilk kadın tıp doktoru ve tıp eğitimi veren ilk kadındır. Anne çocuk sağlığı üzerine çalışmalar yapan Safiye Ali’nin adı Süt Damlası Bakımevleri ile anılır.  Mesleki çalışmalarının yanı sıra İstanbul’da başlayan feminist harekete katılarak Türk kadınının seçilme hakkı için mücadele etmiştir.

Türkiye’nin ilk kadın pilotlarından biri olmakla beraber, dünyanın da ilk kadın savaş uçağı pilotudur. Mustafa Kemal Atatürk’ün sekiz manevî evladından birisi idi. Uçuş kariyeri boyunca 8.000 saat civarı uçuş gerçekleştirdi ve 32 farklı askerî operasyona katıldı. Adı, İstanbul’un 2. havalimanı olan Sabiha Gökçen Havalimanı’na verilmiştir.

Türk, tıp doktoru, akademisyen, siyasetçi, Türkiye’nin ilk kadın bakanı ve Ankara Üniversitesi rektörü.

Amazonların gerçekten yaşayıp yaşamadıklarına dair belirsizliğin bir dayanak noktası vardır. O da Amazonların ataları olan Sarmatyalılardaki kadın savaşçıların gerçekten var olduğudur. Bir efsane bile olsa Amazonların dayandığı temel gerçeklik burasıdır. Bu gerçeklik arkeolojik kazılardan da anlaşılmaktadır. Özellikle Sarmatya kadın mezarlarında yüzde yirmi beş oranında silahlar çıkmaktadır. Bu durum Sarmatlardan sonra İskitlerde de görülmüştür.

ilk kadın maraton koşucusu. Bunu yapabilmek için erkek kılığına girmek zorunda kalmıştı.

ilk büyük kadın Rus matematikçilerdendir. Yaşadığı dönemde Rusya’da kadınlar üniversiteye alınmıyordu; Yurt dışında okumak içinse babasının veya kocasının yazılı izni gerekiyordu. Bu sebeple Sofia genç bir paleontoloji öğrencisi olan ve daha sonrasında Charles Darwin ile beraber çalışmasıyla ünlenecek olan Vladimir Kovalevsky ile sahte bir evlilik yaptı.

Amerikalı insan hakları savunucusu. 1955’te Alabama eyaletinde, siyahilere uygulanan ayrımcılığa karşı tavır koyarak sonrasındaki hareketin temellerini atan kişi oldu.O yıllarda Amerika Birleşik Devletleri’nin güney eyaletlerinde siyahilerle beyazlar otobüslere ayrı kapıdan biniyor, kendilerine ayrılmış ayrı yerlere oturuyorlardı. Rosa Parks bir gün Montgomery’de otobüse bindi. O otobüste bir beyaz, beyazlara ayrılan yerde yer bulamayınca, siyahilere ait bölümde oturmakta olan Rosa Parks’tan koltuğundan kalkıp kendisine yer vermesini istedi. Şoför de kalkması için uyardı ama Parks yerinden kalkmadı. Tutuklandı ve hapse girdi.

Olaydan sonraki bir yıldan daha uzun bir süre boyunca siyahiler otobüslere binmediler, her yere yürüyerek gittiler. Eylemleri bir yıl sonra meyvesini verdi. ABD Federal Mahkemesi, otobüslerdeki bu uygulamayı yasakladı. Ama Rosa Parks Alabama’da beyazlar tarafından taciz edildiği için kuzeye taşınmak zorunda kaldı. Aynı tarihlerde Alabama valisi, siyahileri üniversitelere almama gayreti içindeydi. Büyük olaylar patlak verdi. Martin Luther King’in başını çektiği giderek büyüyen hareket 1964’te çıkarılan yasa ile başarıya ulaştı. Rosa Park bu direnişin sembolü haline geldi.

Fransız yazar ve feminist filozof. Roman, felsefe politik ve sosyal deneme, biyografi ve otobiyografi yazarı, gazeteci. En önemli eseri 1949’da yazdığı, kadınların gördüğü baskıların bilimsel incelemesini yaptığı ve modern feminizmin temellerini kurduğu İkinci Cins (Le Deuxième Sexe) sayılabilir.

Radyoaktivite alanında öncü araştırmalar yapmış ve bu araştırmaları sonucu Nobel Ödülü’ne layık görülmüş Leh-Fransız fizikçi ve kimyager.

Meksikalı ressam. Bir yirminci yüzyıl popüler kültür ikonu haline gelen ressam, resimlerinin yanı sıra inişli çıkışlı özel yaşamı ve politik görüşleri ile tanınır. Sanatı, sürrealist olarak tanımlanmışsa da kendisi bu tanımı reddetmiştir.

İngiliz sosyal reformcu, istatistikçi ve hemşire. Modern hemşireliğin kurucusudur. Kırım Savaşı sırasında eğitim alan hemşirelerin yöneticisi olarak öne çıkmış, savaşta yaralanan askerlerin tedavi ve bakımlarını yapmıştır. Hemşireliğe son derece olumlu bir itibar kazandırmış ve Viktorya kültüründe bir ikon olmuştur. Özellikle gece gündüz demeden yaralı askerlere baktığı için kendisine “Lambalı Kadın” denmiştir.

“Aile toplumları ayakta tutan en temel yapıdır. Ailenin huzurlu ve mutlu bir şekilde devamlılığı geleceğin inşası için çok önemlidir. Eşler arası saygı ve çocuklara sevgi mutlu ailenin temelidir. Şiddet aile içinde kabul edilemez ve ailenin şiddetten aldığı yarayı kapatmak çok zordur.”

Beril Koparal
Msc,MBA Note Cosmetics Genel Müdürü

“Aile içi şiddetin oluşturduğu fiziksel ve ruhsal hasarın etkisi çok büyüktür. Aile içi şiddeti önlemek ve bu şiddete maruz kalan bireylere destek olmak için elimizden geleni yapmaya devam etmeliyiz”

Mine Taşkaya
GTech Kurucu Ortak ve CEO

“Kadına şiddet bir “İNSAN”a değer verme, saygı gösterme ve özdeğer meselesi aslında, çocukluk itibariyle ailede tohumu atılan;ama en çok da anneler oğullarını babalar da kızlarını yetiştirirken önem kazanan. Kadına şiddet bunun en acı veren son noktası, ve tamiri aslında çocuklukta. Bizlere düşen de sadece bu konuyu dikkat çekmek değil, toplumun yapı taşı olan aile ortamında bu değerleri inşa edecek bir bilinç uyandırabilmek.

Hilal Eksel
Merter BSH Turkey Pazarlama Direktörü; Make-a-Wish/Bir Dilek Tut Derneği Yönetim Kurulu Üyesi

“Kadınlarımız için asıl mücadele alanı, asıl zafer kazanılması gereken alan, biçim ve kılıkta başarıdan çok; ışıkla, bilgi ve kültürle, gerçek faziletle süslenip donanmaktır.”
Mustafa Kemal ATATÜRK

Hakkımızda

Yönetim Kurulunda Kadın Derneği üyesi kadınların hemcinslerine destek olmak ve şirketlerin bu konuda daha fazla girişimde bulunmasını desteklemek için tamamen gönüllü olarak başlattığı bu girişimin aynı Lotus çiçeği gibi güzellikleri korumasına yol açmasını diliyoruz.

LotusKadınları © 2021. Tüm Hakları Saklıdır.